Aşağıda anlatacağım hikaye gerçektir.

Rahmetli dedem anlatmıştı. Ancak hikayeye geçmeden önce -bugünkü tacirlerde artık pek rastlanmayan- vasfına dair dedemi tanıtacak kısa biranekdot aktarayım:

Gaziantep’in Nurdağı ilçesinin Kurudere Köyü’nden olan dedeme Musa Çavuş derlerdi. Askerlikle ilgili bir rütbe değildi bu; maden ocaklarında işçi amirlerine de çavuş denirmiş. Bir süre maden çavuşluğu yaptığı için bu lakapla anılır olmuş dedem.

İşte bu Musa Çavuş nam dedem bir zaman da kalaycılık yapmış köyünde. Kalaycılık dışında başka şeyler de satarmış küçük dükkanında; yağ, şeker, gazyağı gibi…

Eskiler bilirler; sarı renkli bir Vita yağı vardı. İşte onu 70-80 km ötede, Antep’te Ortodoks Hıristiyan bir Ermeni toptancıdan tedarik eder, köye getirip satarmış. Ez cümle; dedem hayatının hiçbir anında karaborsacılık da yapmamış biriydi.

İlk alışverişinde Ermeni tacire varmış, kendini tanıttıktan sonra yirmi teneke Vita yağ istemiş ve bu kadarın parasını ödeyip ayrılmış. Tabi şimdiki gibi kargo şirketleri, vızır vızır kamyonlar yok; hayvan sırtında Kurudere’ye getirmiş yükünü.

Dükkanına varıp indirirken saymış ki, ne görsün?! Ermeni tacire yirmi teneke Vita yağ parası verdiği hâlde otuz teneke yüklenmişmiş yanlışlıkla.

Telefon, internet vs yok tabi; demiş, bir dahaki gidişimde bu on tenekenin parasını da öderim.

Yağları satıp bitirdikten sonra yeniden yağ almak için düşmüş Antep yollarına, varmış Ermeni tacirin dükkanına;

  • Selamunaleykum Agop Ağa!
  • Aleykumselam Musa Çavuş, hoş geldin.
  • Ben yağları satıp bitirdim, yirmi teneke daha almaya geldim.
  • Olur Musa Çavuş. Dönmüş işçilerine, Musa Çavuş’a yirmi teneke daha yağ verin oğlum.

Yükleme bittikten sonra dedem elini kesesine atmış, iki grup para çıkarıp, Ermeni tacire uzatmış;

  • Bu para daha evvel aldığım yirmi tenekenindir. Ancak sehven otuz teneke vermişsin; bu da fazladan on tenekenin parasıdır.

Ermeni tacir gülmüş;

  • Yanlışlık değildi Musa Çavuş, seni denediydim ben. Bundan sonra ne kadar ihtiyacın olursa o kadar yükle götür, parasını da sattıktan sonra getir.

İşte dedem Musa Çavuş böyle biriydi.

Bu Musa Çavuş dedem anlatmıştı; gençliğinde cuma namazlarına Kurudere’ye 20 km mesafedeki (şimdi Osmaniye’nin nahiyesi) Adana’nın Bahçe ilçesine gidermiş tüm çevre köylerin ahalisi.

İmam-ı Azam fıkhına göre de cuma namazlarının sıhhatiyle ilgilidir bu; her camide cuma kılınmazmış o vakitler. En merkezi ve en büyük camilerde kılınırmış, cuma cemaati de hep beraber o camide cem olurlarmış.

Dedemin dilinden devam edeyim;

O zamanlar cuma namazları Bahçe kazasında kılınırdı. Namazı da müftü kıldırırdı.

Müftü Efendi vaazda bir hadis söyleyiverdi;

  • Ahir zamanda her evde bir münafık olacak!

Cumadan çıktık, ama bu hadis zihnimi kurt gibi kemirmeye başladı. Dedim ki, biz ahir zamandayız, bu belli. Hz. Peygamber bunu söylediyse boş yere söylemez. Demek ki, bizim evde bir münafık var.

Günler geçtikçe bu münafığı aradım durdum. Önce kendimi yokladım münafıklık alametlerine bakarak. Dedim Musa Çavuş, sen yalan bilmezsin, emanete hayınlık da etmezsin, sözünde durmamazlık da etmezsin; öyleyse sen münafık değilsin.

Sonra ahretliğimi yokladım; onda da bu alametleri bulamadım. Daha sonra teker teker en büyük evladımdan başlayarak en küçüğe kadar yokladım, ama onlarda da yoktu bu alametler.

Ama Hz. Peygamber dediyse mutlaka bizim evde bir münafık olmalıydı.

Seneler sürdü bizim evdeki münafığı arayışım, ama bulamadım. Öyle ya, münafık öyle gizlerdi kendini.

En büyük oğlum Şahin, Antep Düşkünler Evi Müdürü idi. Hâli vakti yerindeydi. 80’li yılların başındaydı. Bir gün bana bir hediye getirdi; mavi kasalı, 37 ekran siyah beyaz bir televizyon.

Sadece TRT vardı, bir de Suriye televizyonunu çekiyordu hafif karıncalı olarak. Televizyon sadece ajans saatlerinde açılırdı, başka zaman kapalı kalırdı.

Bir gün haberleri izliyordum ki, işte o hadis aklıma geldi, dedim ki;

“Aha da bizim evdeki münafık işte bu!”

Haksız mıydı acaba rahmetli dedem?

-o-

Harun YILMAZ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yılmaz bozyiğit 2017-03-22 09:25:41

Harun bey vAllahi deden çok haklı illet munafıktan öte bir şey nasılsın nerelerdesin göreşemiyoruz

Avatar
Elif YILDIZ 2017-03-22 10:52:27

Kaleminize sağlık harika bir yazı kendimden de birşeyler bulmak ayrıca keyif verici, dedesinde maden ocağında çalışmış olması ve kalaycılık yapmış olması gibi...

Avatar
İlhan Yılmaz 2017-03-21 20:16:45

Eline Sağlık Harun Amma
Musa Çavuş'a mini minnacık yazmışsın.
Derya Deniz'i ufacık su arkı'na sığdırmaya çalışmışsın derim.

Avatar
şirin 2017-03-21 22:03:43

Hemde ne münafık çok güzel ibretlik hikayeler ellerine sağlık