736 yabancı AYM’ye başvurdu

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, Batı’da birçok ülkenin mültecileri sınırdan içeriye girmemesi gereken virüs olarak gördüğünü belirterek, “Türkiye 3 milyondan fazla mülteciye kapısını ve yüreğini açarak aslında ötekinin...

736 yabancı AYM’ye başvurdu

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, Batı’da birçok ülkenin mültecileri sınırdan içeriye girmemesi gereken virüs olarak gördüğünü belirterek, “Türkiye 3 milyondan fazla mülteciye kapısını ve yüreğini açarak aslında ötekinin...

03 Mart 2017 Cuma 17:15
736 yabancı AYM’ye başvurdu

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, Batı’da birçok ülkenin mültecileri sınırdan içeriye girmemesi gereken virüs olarak gördüğünü belirterek, “Türkiye 3 milyondan fazla mülteciye kapısını ve yüreğini açarak aslında ötekinin misafirlik hakkının korunmasına tarihi bir katkı yapmaktadır” dedi. Arslan, AYM’ye başvuruda bulunan yabancı sayısının ise 736 olduğunu açıkladı.

4. Ombudsmanlık Sempozyumu’nda konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, AYM’ye bireysel başvuru kapsamında yabancılar tarafından 736 başvuru yapıldığını belirterek, bunlardan 212’sinin haklarında sınır dışı kararı verilen yabancılara ait olduğunu, AYM’nin bu başvurulardan 142’sinde sınır dışı etme işleminin tedbiren durdurulması kararı verdiğini söyledi. Yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslam karşıtlığı konularına değinen Arslan, “Göç ve mülteciler meselesi sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en yakıcı nedenlerinden biridir. Toplumsal hayatta çeşitlilik esastır. Farklı dinden, inançtan, ideolojilerden insanlarla birlikte yaşıyoruz. Hukuk devletinin en önemli amacı farklılıkların bir arada yaşatılmasıdır. Yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslam karşıtlığı gibi kavramlar farklılıkların yönetilmesi ve tedavi edilmesi gereken tutum ve davranışlardır. Ben merkezci anlayışın, ötekiler ilişkisinin yansımasıdır. Yabancı düşmanlığı sonradan gelene beslediği olumsuz duygulardır. Özellikle bugünkü Batı dünyası bu toplumsal ve siyasi hastalıklardan mustariptir. Yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslam fobi çağımızın kara ve karanlık yüzüdür. Özellikle 11 Eylül 2001 terör saldırıları bu hastalıkların yaygınlık kazanmasında etkili olmuştur. Camilerin kundaklanması, başörtülü kadınların saldırıya maruz kalması ve Müslümanların kutsallarına hakaretler İslamofobi davranışların tipik yansımalarıdır. Yabancı düşmanlığı ve ırkçılıkla mücadelenin yolu insan odaklı bir anlayışın toplumsal ve siyasal alanda hakim kılınmasından geçmektedir. Bu anlayışın doğuda da, batıda da güçlü geleneklere dayandığı bilinmektedir. Bu toprakların köklerinin oluşturan Yunus Emre, Mevlana ve Hacı Bektaş gibi düşünürler insanı merkeze alan hoşgörüyü ve sevgiyi topluma hakim kılmaya çalışan mesajları ile birlikte yaşamaya eşsiz katkılarda bulunmuşlardır. Hacı Bektaş-ı Veli’nin ‘72 milleti ayıplamamaktır’ sözü, Yunus Emre’nin ‘yaratılanı severim yaratandan ötürü’ sözü, Mevlana’nın ‘ne olursan ol yine gel’ sözü aynı hakikate işaret ediyor. Bu hakikat nedir, insanın kendi içinde değerli olduğu, bir araç olmadığı, bu nedenle saygıyı, hoşgörüyü hak ettiği gerçeğidir. Kant ‘Ebedi Barış’ adlı makalesinde misafirperverlik hakkından bahseder. Buna göre bir yabancı başka bir toprağa gittiğinde düşman muamelesi görmeme hakkına sahiptir. Buna göre sınırlarımızdan içeri giren bir yabancıya bir iyilik ya da hayırseverlik değil, onların haklarına saygı gereği düşmanca davranmama zorunluluğumuz vardır. Kant’ın bu makalesi mülteciler bağlamında günceldir. Türkiye 3 milyondan fazla mülteciye kapısını ve yüreğini açarak aslında ötekinin misafirlik hakkının korunmasına tarih bir katkı yapmaktadır. Buna karşılık maalesef Kant’ın torunları onun misafirperverlik hakkına ilişkin düşünsel mirasına tam olarak sahip çıkamıyorlar” dedi.

“Kıyıya vuran bu cesetler kalbi sökülmüş bir çağın utanç görüntüleridir”

“Batı’da birçok ülkede mülteciler sınırlardan içeriye girmemesi gereken virüs muamelesi görüyor. Sınırları geçmek isteyenlerin vurulması gerektiğini söyleyen bile çıkabiliyor” diyen Arslan, yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslam düşmanlığını besleyen en önemli unsurlardan birisinin nefret söylemi olduğunu kaydetti. Terör ve terörizmle mücadelede kullanılan dile dikkat edilmesi gerektiğini, teröre sıfat olarak İslam’ı seçen söylemlerden kaçınılması gerektiğinin altını çizen Arslan, “Mültecilerin Batı’ya doğru umut yolculuğu trajedilere dönüşüyor. Denizi geçmek isteyen insanlar boğuluyor, kıyılara çocuk cesetleri vuruyor. Aslında kıyıya vuran, ötekinin yüzüne yansıyan insanlığın cesetleridir. Kıyıya vuran bu cesetler kalbi sökülmüş bir çağın utanç görüntüleridir, insanlığın suçüstü halidir” diye konuştu,

“Şuana kadar yabancılar tarafından 736 başvuru yapılmıştır”

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru kapsamında çok sayıda yabancı uyruklu kişinin başvurduğunu belirten Arslan, “AYM’ye şuana kadar yabancılar tarafından 736 başvuru yapılmıştır. Bunlardan 212’si haklarında sınır dışı kararı verilen yabancılara aittir. Mahkememiz bu başvurulardan 142’sinde sınır dışı etme işleminin tedbiren durdurulması kararı vermiştir” şeklinde konuştu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner23

banner18