Her gün binlercesi yaşanan trajedilerden sadece iki manzara:

Tarih 24 Mart 2017, yer Esenyurt - Büyükçekmece arasında sefer yapan dolmuş. Olayı dolmuşun kamera kayıtlarından izledik tüm Türkiye olarak.

Dolmuşa hırsızlık/gasp amacıyla grup hâlinde beş tane domuz biniyor. Onların insan suretinde olduklarına, devletin verdiği TCK numaralı kafa kağıdı taşıdıklarına aldanmayın; gerçekten beş tane domuz. Bu domuz sürüsü, dolmuşa binen 29 yaşındaki Elif ÇİFTÇİ adındaki bir emekçi kadıncağızı gözüne kestiriyor. Sürü, güya dolmuşun hareketi nedeniyle yalpalıyorlarmış numarası yaparak kadını sıkıştırıyorlar ve böylece çevreledikleri kadının çantasında bulunan cüzdandaki 1 aylık alın terini çalıyorlar. Hırsızın kadının cüzdanındaki paraları (ç)aldığını fark eden genç bir arkadaş duruma müdahale ederek, şoförden aracın kapısını açmamasını istiyor. Buna rağmen şoför kapıyı açıyor ve hırsızlar kaçıyor. Bu domuz sürüsü o kadar yüzsüz ki, içlerinden en suratsız olan domuz tepki gösteren bu genci darp ederken salyasını saçıyor “sana ne lan!” diyerek. Hırsızların peşinden koşan kadın çaldırdığı 3.500 lirayı geri almayı başaramıyor.

Sonuç tam Nasreddin Hoca’nın Akşehir’de köpeklere dalanmasından sonra dediği gibi; “Taşları bağlamışlar, köpekleri salmışlar!”

İkinci manzara Üsküdar Beykoz’dan. Tarih: 15 Haziran 2017.

Üsküdar Beykoz'da kışın balık, yazın meyve sebze satan Reyhan KOCATEPE adındaki seyyar satıcı kadın ile zabıta arasında bir arbede yaşanıyor.

Bazı esnaf (!) görünümlü bakkal çakkalın 'izinsiz satış' yapıldığını ihbar etmesi üzerine zabıta ekiplerinin harekete geçtiğini belirtiyor Üsküdar Belediyesi ve üç çocuk annesi bu hadsiz kadına haddini bildirmek için kolluk kuvvetine emrediyor; “Hedefiniz aha da bu hain kadın! Urun ha, koman aslanlarım!”

Kadıncağız, kamyonetindeki meyve sebze kasalarına el koyan zabıtaya yalvarıyor; “Ne olur çocuklarımın rızkını götürmeyin! Ben kendi hâlimde çocuklarımın ekmeğini kazanıyorum, kimseye zararım yok!”

Ancak o muktedir devletimizin cebbar belediyesinin yiğit zabıtaları kahhar gücünü kullanıyor ve bu edepsiz kadına haddini bildiriyor.

Bazı işgüzar vatandaşlar cep telefonu kameralarına kaydettikleri bu kahramanca müdahaleyi sosyal medyada paylaşınca Üsküdar Belediyesi geri adım atıyor. Çünkü belediyemiz Allah’tan değil, sosyal medyanın zelil edici gücünden korkuyor ve soruşturma sonuçlanana kadar kavgaya karışan iki zabıta memurunun açığa alındığını kamuoyuyla paylaşıyor.

Reyhan Hanım, üç çocuk sahibi bir anne. 2012 yılında eşinden ayrılmış. Ee, geçim mücadelesi de böylece başlamış. Borca girerek, bir kamyonet satın almış ve Beykoz'da sokak sokak dolaşarak balık satmaya başlamış. Kazandığı parayla hem çocuklarına bakmış hem de kamyonetin taksitlerini ödemeye çalışmış. Kimseye el açmamış, kimseden himmet istememiş, yardım almamış... “Kendi yağında kavrulmuş” Reyhan Hanım.

Toplumdaki genel kanı ve yargı burada da geçerli olmuş; alnının teriyle çalışmak yerine büyük çalsa idi zabıtalar ona niye dokunsundu.

Yukarıdaki hadiseye benzer şekilde, hem de 2006’nın resmî) Kadir gecesinde, Sultanahmet’ten Gebze’ye dönerken, Harem Gebze dolmuşunda cüzdanımı çekip almışlardı. İçinde hatıra değeri olan birkaç eşyam dışında bir şey yoktu, ama moralim çok bozuldu.

O tarihte İstanbul İl Emniyet Müdürü olan Celalettin CERRAH’a üç sayfalık bir sitem mektubu yazmıştım. Özetle eleştiri olarak şu cümleleri kullanmıştım; “Devlet, kendi yaşam hakkı için şu mürteci, bu komünist, o anarşist diyerek tehdit sıralaması oluşturmuş. Ancak örneğin; cep telefonu veya cebindeki iki üç kuruşu için boğazlanan bir maktul için bu tehdit algılamalarının artık ne önemi kalmıştır ki? Oysa siz devlet olarak önce masum vatandaşın sokakta güvenle gezebilmesini temin ediniz, sonra kimi isterseniz onunla ayrıca uğraşınız.”

1,5-2 ay sonra üç kişilik bir polis ekibi göndermiş sayın müdür. Gelen polisler bana ‘koskoca Celalettin Müdür’e nasıl öyle bir mektup yazabilirsin?’ diye şaşkınlıklarını ifade ederken, şu cevabı vermiştim; ‘O mektubu kendisine yazmıştım. Neden sizi gönderdi de, kendisi gelmedi?’

Ah güzel ülkem! Yasa koyucular taşları bağlamış, köpekleri salmış.

Üç beş domuz dolmuşta bir vatandaşın alınterini çalıp, olaya müdahale eden bir genci dövüyor; ancak devletimizi orada görmüyoruz. İsyan etmemek mümkün mü?

Varlığının gereği ve amacı kendini oluşturan vatandaşların güvenliğini temin etmek olan devlet nerede?

Bütün bir ülkeyi emin hâle getirme görevi olan devlet nerede?

Allah'tan korkmaz, kuldan utanmaz şerefsiz, alçak, hain, münafık, mütecaviz, sapık, suç makinesi bu kadar onun bunun çocuğunun elini kolunu sallaya sallaya suç işlediği bu ülkede devlet nerede?

Varlığını korumak için utanmadan arlanmadan Allah'ın vahyettiği şehitlik kavramını kullanarak uğruna insanların ölmesini isteyen, hatta emreden devlet, bu insanların hukuku, güvenle yaşama hakkı, malı, canı ve namusu gasp edilirken, talan edilirken nerede?

Masum vatandaşının barışta güvenliğini sağlayamayan devlet, o güvenliği savaşta zaten sağlayamaz. Devlet, 1876'dan bu yana varlık amacını yitirmiş, savrulmaktadır maalesef.

15 Temmuz 2016 direnişiyle bir Emsal-i Ömer hak ettiğini ispat eden bu millete, hakikaten Hz. Ömer gibi bir devlet diliyorum. İnanıyorum ki, Allah onu bu millete gönderecek.

Harun YILMAZ

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner18