Kuzeyinde Uludağların kızıkça yamaçlarından baş aşağı; aşkla hasret yüklenmiş olarak iniyordum ...

Koyu bir gök; şu gözümü yoran şehrin üstüne düşüyordu ...
Sibirya’dan besili hava üşütüyordu.
Alacakaranlık şavkı değdi enseme.

Hissettim hani, durmaksızın bir an ardıma döndüm ve gördüm ki; şavk eksenlerin ardı sıra dönenceleriyle kara bulutlara çarparak ilerliyordu ...


Yamaçlarına kar ekilmiş dağ ve buzul tepelerine tutunmaktadır, yar yüklü kar ... 
Gri motiflerinden arınmak ister gibi, kızıl adiyatına gebe; sancılı kısrak at ...

Grift menbasında, şu buruk şehrin köpek sesleri arasında yürüyordum;
Halbuki serçe seslerine daha çok ihtiyacım vardı...
Şöyle bir baktığımda, ardım sıra kardı ...
Belki de yardı ...

Kardan arınmış, ak tuzak
Kirden ari, bakır buseli dudak
Kızılca kıyam sırtlarından aşarak
Gökte asılı kalmış bir lambadan pak
Heybetli umutlar arar yüreğim sarsılarak

Biraz daha başımı kaldırdım göğe,
Gördüm ki gökte tutuk ve kırık ay;
Tek başına yol tutmuş, tutuşmuştu …
O da, benim gibi yapayalnızdı ve artık yoldaşım olmuştu... 
Veya benle hiç ilgilenmiyordu, belki umurunda bile değildim ay'ın …
Ay yalnızca işini yapıyordu da; 
Yalnız olduğunu sayıp kendimce bir teselli eylemiş, umut ekmiştim gök tarlasına; 
Yapayalnızlığımdan ...   
Yolda aşım, yokuşta işim, yoklukta eşim olurdu ...

Akabinde ve detayında kalbim yetti ki;
G'özbebeklerimin çukurlarımdan fışkıran yağmurlar; dua duruşlum …
Aklımın erdiğince düşündüm de; düş vurgunlarımda yoğrulmuşum ...

Sancı seslerim içimden taş'ar ...
Yoramadı beni yalnızca bir yar ...
Olamadı da vuslatıma yavanca yar …
Bu defa hiç korkmuyor kalbim, şehriyar … 
Ne yandan gürlerse gökçe, gökler bahtiyar …
 


Buhara köklü özlerinden ay
Bursa kokulu közlerinden say
Muştu kut’ulu ötelerinden pay 
Alemin nidâsında kırılı sessizliğim;
Sükûtumda dahi, karanlığım pak ay

Ne alà, bir nàlàn içim
Ne hoş, sarhoş bir biçim 
Sıla yorgunu çayırlarda bir çim  
Sıra sürgünü nàgehanlarda hiçim
                      

Alà ...
İlahi aşk olsa …
Göz ucumdan taşa dokunursa öfkem; yalın yamaçlarında taş tutunamaz ..!
Özlerimden sızılı ve gözlerimden süzülü saf suyuma; temurtaş dayanamaz ..!

Hicabından utanmasam ve ormana dalsam ve avazımca bağırsam ağaç dikili kökleri, kirpiklerimle biçerim.
İşime gelirse bir güzel söverim de ..!
Gelmezse de sövgülerimden, dua utanır ...
    

Sözün özü; ilàhi gökçem ay yar ...

Sır sesinde kısrak çağılı tay yar ...

Buğur buğur özledim ey yar ...

Nerelerdesin ..?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner23

banner34

banner18

banner33