Hafızam beni yanıltmıyorsa Einstein’ın sağduyu hakkında “insanın kafasına on sekiz yaşından önce yerleştirilen önyargıların tortusu” dediğini Edip Cansever’den okumuştum ve o aynı metinde mısranın işlevini yitirmesiyle alakalı bildiğiniz tezi izah etmeye çalışıyordu. Einstein’ın, kukla deneylerinden haberi yoktu tabi o ayrı. (bkz: Paul Bloom, The Moral Life of Babies) Cansever, eğer mısranın yerine yeni bir ölçü koymamız icap ediyorsa bunun ancak ussal bir ölçü olması gerektiğini ifade etmişti. Tabii olarak “saraylı şiiri” eleştirirken atladığı nokta ise aslında barizdir: ussal ölçü. Hangi us? Bugün insanların üzerinde ittifak edebileceği bir us mevcut mudur ki bununla kurulu bir ölçüyü benimseyelim yahut böyle bir us ne zaman mevcut oldu? Modern psikoloji bize apaçık şekilde gösteriyor ki ahlak, temeli insanda bulunan fakat daha sonra inşa edilmesi gereken bir unsurdur. Ahlak ile doğrudan bağlantısı olan us da mecburen bu inşa sürecinden payını almaktadır. Buradan kalkıp da bir yargıya varacak olursak şöyle bir şey demek zorunda kalırız: Her şiirin okuru sadece şairin kendisidir. Oldu mu? Bence olmadı.

Cansever’in ölçüsü burada tam da çıkmaza girmek üzereyken “ahlaki temelimizin” ve onu işleten aklımızın hepimizde ortak bulunması devreye giriyor ve belki Cansever’in dahi farkında olamayacağı şekilde bu “ussal ölçü” lafzının hem de evrensel bir kesinlikle kurtulma ihtimali oluşuyor. İlginç, değil mi? Bu da Cansever’in sağduyusu mu ola acep? Yani doğuştan getirdiğimiz iyi ve kötü kavramlarıyla ilgili basit/temel yargılarımız ve o yargıların iyi mi kötü mü olduğunu bilebilmemiz için de aklımız var, bu açıdan bir ortaklık halindeyiz; ayrıştırmacılık ancak aklın, akla aykırı biçimde inşa edilmesiyle oluşur. Mesela ırkçılığı temeli doğamızda var gözükse bile doğamıza aykırı hale getiren şey birilerinin sadece “kan taşımacılığıyla” bir şeye erebileceğini kabul etmenin akıl dışı oluşudur. Gerçi ayrıştırmamayı öğrenmek için 2010 yılında Times’ta bir makalenin yayımlanmasını bekleyecek değildik elbet. “Ayrıştırmama erdemi” lafzını kullanan benim bildiğim ilk bilge Lao Tzu’dir. (bkz: Bıçağı Tutanın Parmak Uçlarında Bulamadığı, Bahadır Çevirgen) Ancak bu deney bize, kimine göre bilincimizin derinliklerinde, kimine göre ruhumuzda, kimine göreyse “kafamıza sokulan tortuda” bir yerde, bir ortaklık halinde olduğumuzu düşündüren şeyin gerçekten var olduğunu göstererek tabiri caizse bu “zannın” bilgi düzeyine ulaşmasını sağladı. Tortunun atılması gerektiğine kalıbımı basmaktan çekinmem, özün de tortu sanılarak aşındırılmaması şartıyla.

Gelelim ölçü hususuna… Elbette bu konuda da her şairin kendine has bir tavrı olacaktır fakat yine atlamamamız gereken kısmı işaret etmeye çalışayım: Mısranın, ussal ölçünün yahut başkaca birimlerin yerine bir şey gelmesi gerekiyorsa bunu biz getiremeyiz; kendiliğinden gelir, gelişir ve vadesi dolmuşsa da kendiliğinden tedavülden kalkar. Çünkü ne kadar yeni şiir yazarsak yazalım, nasıl yeni bir ölçü geliştirirsek geliştirelim bu, biz yaptık diye olmaz; şiir kendini bu şekilde yenilemeye ihtiyaç duyduğu için şair böyle yazar. Aynı şekilde şiir, şairi saf dışı bırakmak istediği için şair böyle yazamaz. Yani sözüm ona eski bir ölçü varsa ve yerine yeni bir ölçü gelişiyorsa bu şair istediği için değildir, bizzat şiir istediği içindir. Kısacası “yeni bir ölçü bulmak zorundaysak” diye bir şey olamaz. Yeni bir ölçü bulunmalıysa bunu şiir kendiliğinden bulabilir zaten. Şairin üstüne düşen sadece çaba sarf etmek, daha başka bir ifadeyle şiirden nasibini almak için çalışmaktır. Wu Wei kavramından dem vurursam, anlattıklarımın somutluk mu soyutluk mu kazanmasına sebep olacak, kestiremedim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner18