KİMLİK VE GELECEK

KİMLİK VE GELECEK

Dünya hızla değişmeye ve dönüşmeye devam ediyor. Peki, biz bu büyük değişime ne kadar hazırız?

Yapay zekânın hayatın her alanında kullanılmaya başlandığı bu çağda, teknolojik gelişmeleri takip etmek kadar kimliğimizi korumak ve geleceğimizi doğru inşa etmek de büyük önem taşımaktadır.

Kimlik; aidiyet, kendini bilme, kendini bulma ve kendini gerçekleştirme sürecidir. İnsan, kim olduğunu bildiği ölçüde geleceğe güvenle yürüyebilir. Bu noktada “pergel” benzetmesi anlamlıdır. Pergelin sabit ayağı değişmeyen değerlerimizi, hareketli ayağı ise gelişen ve değişen dünyaya uyum sağlama becerimizi temsil eder.

Bizleri biz yapan en önemli güç; inancımız, milli ve manevi değerlerimiz ile köklü kültürümüzdür. Hareketli ayağımız ise binlerce yıllık tarihimizden ve Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan medeniyet birikimimizdir. Geçmişten aldığımız güçle geleceğe yürümek zorundayız.

Tarih boyunca milletimizin varlığına, kültürüne ve kimliğine yönelik birçok girişim olmuştur. Ancak Anadolu insanı, sahip olduğu güçlü kültürel mayası sayesinde her dönemde bu sınavlardan başarıyla çıkmıştır.

Bunu en iyi yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma kültürümüzde görmek mümkündür. Toplumun değerlerini ve kimliğini değiştirmeye yönelik çeşitli girişimler zaman zaman gündeme gelse de milletimizin özünde bulunan milli ve manevi değerler her zaman ağır basmıştır. Çünkü bu topraklar, gerektiğinde ülkesine ve değerlerine sahip çıkacak güçlü bir iradeye sahip insanların yurdudur.

Kimliğimizi zayıflatmaya, bizi geçmişimizden koparmaya veya ortak değerlerimizi unutturmaya yönelik her türlü girişim, milletimizin sağduyusu karşısında başarılı olamayacaktır. Bu millet, söz konusu vatanı, bayrağı, dini ve milli değerleri olduğunda güçlü bir birlik ruhu sergilemeyi her zaman bilmiştir.

Bu anlayışın gelecek nesillere aktarılması büyük önem taşımaktadır. Milli Eğitim Bakanlığının Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli de öğrencilerin yalnızca akademik bilgiyle değil; ilim, irfan, ahlak ve hakikat anlayışıyla yetişmesini hedeflemektedir. Bilgi ile değerlerin birlikte verilmesi, geleceğe güvenle bakan nesiller yetiştirilmesinin temel şartıdır.

Bu süreçte yalnızca okulların değil, öğretmenlerin, velilerin ve toplumun tüm kesimlerinin aynı hassasiyetle hareket etmesi gerekmektedir. Yaparak, yaşayarak ve deneyimleyerek öğrenme anlayışı bizim kültürümüzde ve eğitim geleneğimizde her zaman önemli bir yer tutmuştur.

Günümüzde üzerinde durulması gereken en önemli konulardan biri de sosyal medya bağımlılığıdır. Özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz, zamanlarının önemli bir bölümünü ekran karşısında geçirmektedir. Bu durum hem fiziksel hem de zihinsel gelişimlerini olumsuz etkileyebilmektedir.

Bu nedenle gençlerimizi sosyal medyanın olumsuz etkilerinden uzaklaştıracak sosyal, kültürel, sportif ve sanatsal faaliyetlere yönlendirmemiz gerekmektedir. Yaz tatilleri bu açıdan önemli bir fırsattır.

Özellikle on yaş ve üzerindeki çocuklarımızın yaz aylarını üretken faaliyetlerle değerlendirmeleri sağlanmalıdır. İlgi ve yeteneklerine göre spor, sanat, mesleki eğitim, tarım, teknoloji veya çeşitli sosyal sorumluluk çalışmalarına katılmaları teşvik edilmelidir. Devletimiz bu konuda gerekli düzenlemeleri yaparak çocuklarımızın fiziksel ve zihinsel gelişimlerini destekleyecek çalışma alanlarını artırmalıdır.

Bir yandan spora ve sanata yatırım yapılırken, diğer yandan ara eleman ihtiyacı bulunan meslek alanlarına yönelik uygulamalı eğitimler de desteklenmelidir. Böylece gençlerimiz hem üretimin bir parçası olacak hem de meslek sahibi olma yolunda önemli deneyimler kazanacaktır.

Bugün ne yazık ki birçok çocuğumuz yaz tatilini büyük ölçüde sosyal medya ve dijital ekranlar karşısında geçirmektedir. Oysa bu dönemler; üretmenin, öğrenmenin ve kendini geliştirmenin en verimli zamanlarıdır. Ekonomik zorluk yaşayan ailelere gerekli destekler sağlanmalı, özellikle çocukların güvenli çalışma ve eğitim ortamlarına katılımı teşvik edilmelidir.

Sonuç olarak kimlik ve gelecek birbirinden ayrılmaz iki kavramdır. Kimliğini bilen, değerlerine sahip çıkan ve çağın gereklerine uyum sağlayabilen nesiller yetiştirmek hepimizin ortak sorumluluğudur.

Çocuklarımızı ilgi ve yetenekleri doğrultusunda yetiştirirken; milli, manevi ve insani değerlerle de buluşturmalıyız. Çünkü güçlü bir gelecek, ancak sağlam bir kimlik üzerine inşa edilebilir.

Related Post

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir